hiphopistanbul

kopru

İstanbul Köprüleri


İstanbul ile ilgili eski kaynaklardan öğrenildiğine göre şehirde ilk köprüyü Fatih Sultan Mehmet Haliç’te kurdurmuştu. Yalnızca beş kişinin yan yana geçebildiği bu ahşap köprü yapılan ilaveler ve onarımlar ile 1836 yılına kadar işlevini sürdürmüştür. Oysa o dönemlerde Osmanlılar Rumeli’de ve Anadolu’da fetihler akınlar düzenlediklerinde orduların geçebilmeleri için taş köprüler yapıyorlardı.

1502-1503 yıllarında Galata ile İstanbul arasında bir köprü kurulması için Leonardo da Vinci İstanbul’a davet edilmiştir. Onun hazırladığı krokiye göre köprü tek gözlü ve her iki ucu ayaklı olacak ve uzunluğu 350 m.yi, genişliği de 34 m.yi geçmeyecekti. Ancak bu proje teknik yönden olanaksız olunca bu kez Michel Angelo İstanbul’a köprü yapmak üzere davet edilmişse de sanatçı İstanbul’a gelmemiştir. Bundan sonra İstanbul’un köprü projesi XIX. yüzyıla kadar askıya alınmıştır. Bu arada Leonardo da Vinci’nin Boğaz’ın iki yakasını birbirine bağlayan bir projesi olduğundan da söz edilmektedir.

Sultan II.Mahmut Unkapanı ile Azapkapı arasında bir köprü yapımını istemiş ve bunun için de Kaptan-ı Derya vekili Fevzi Ahmet Paşa’yı görevlendirmişti.3 Eylül l836’da açılan bu köprü birbirine bağlı sallar üzerinde kurulmuştur. F.Flandin, T.Allom ve W.H. Barlet’in yapmış olduğu gravürlerde köprünün taşıyıcı sisteminin sal biçiminde olduğu ve iki yerinde de küçük gemi ve kayıkların geçebilmesi için gözler açıldığı görülmektedir. Uzunluğu 600 arşından fazla, genişliği de iki araba yüklü at ile insanlara dokunmadan geçilebilecek genişlikte idi. İstanbul’da Kadir Gecesi’ni izleyen gün açılan köprünün açılışında Sultan II.Mahmut bir irade çıkararak kimseden para alınmamasını istemişti. Bu iradede; “ Zinhar kimseden akça alınmayacak ve herkes meccanen gelip geçecek” demişti. Bu yüzden de İstanbul’da yapılan bu köprüye “Hayratiye” ismi verilmiştir. Ne var ki, bir süre sonra padişahın bu iradesini dinlemeyenler köprüden geçme parası olarak “Mururiye” ismi altında para almaya başlamışlardır.

Bu köprü 1839 ve1840 yıllarında onarılmış ve döşemeleri yenilenmiştir. Kesin olmamakla beraber bu köprü 1862’de yanmıştır.

İstanbul’da bu köprülerden sonra üçüncüsünü Sultan Abdülmecit 1845 yılında aynı yerde “Cisr-i Cedid” ismi ile kurdurmuş ve köprüden önce kendisi geçmiştir. Açılış nedeniyle halkın üç gün ücretsiz geçmesini ve sonra da paralı olmasın istemiştir. Daha sonra bu köprü Unkapanı ile Azapkapı arasına getirilmiş buraya George Vals isimli bir İngiliz demir dubalar üzerine yeni bir köprü yaptırmıştır.


Büyükçekmece Köprüsü (Büyükçekmece)

İstanbul Büyükçekmece ilçesinde bulunan Büyükçekmece Köprüsü, uzun yıllar Büyükçekmece- Mimar Sinan Köyü arasındaki bağlantıyı sağlamıştır. Aynı zamanda da bu köprü Büyükçekmece Gölü ile Marmara Denizi arasında bir geçit niteliğindedir.

Köprünün bulunduğu yerde Bizans döneminde de bir köprü olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) Zigetvar seferine çıkarken bu köprünün yapımına başlanmış, Sultan II.Selim Zamanında (1566-1574), bir yıl içerisinde de tamamlanmıştır.Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l-Mimarin ve Risale-i Tezkiretü’l-Ebniye’de bu köprünün Mimar Sinan’ın eseri olduğu yazılıdır.

Bostancı Köprüsü’nün bulunduğu yerde Osmanlı döneminde bir de Bostancı Ocağı bulunuyordu. Bu ocak Anadolu’dan İstanbul’a gelenlerin kontrolünü yapar, işsiz güçsüz veya şüpheli kişilerin şehre girmesini engellerdi. Aynı şekilde Büyükçekmece’de bulunan Bostancı Ocağı da Rumeli’den İstanbul’a gelenlerin kontrolünü yapar, şehre girip, giremeyeceklerine karar verirdi.

Mimar Sinan köprünün yapımında yüzlerce neccar, senktraş çalıştırmış, gölün suları büyük tulumbalarla çekilmiştir. Temellerinde iki-üç insan boyunda kazıklar çakılmış, bunların aralarına kurşun akıtılarak kazıklar birleştirilmiştir.

Büyükçekmece Köprüsü 635.57 m. uzunluğunda, 7.17 m. genişliğinde dört ayrı köprünün birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Çevresine de geniş rıhtımlar yapılmış olan köprü inişli çıkışlı olup Büyükçekmece yönündeki ilk iki bölümü yedişer, üçüncüsü beş, dördüncüsü de dokuz gözlüdür. Ancak bu gözlerin yükseklikleri birbirlerine eşit değildir. Orta gözlerin kemerleri diğerlerinden daha yüksektir ve onun dışındaki gözler köprünün iniş ve çıkışlarına uyum sağlayarak alçalıp yükselmektedir. Köprüyü oluşturan bölümlerin birleştikleri yerlere de sulardan köprünün zarar görmemesi için selyaranlar yapılmıştır.

Köprünün yapımında 35.000-40.000 m3 taş kullanılmış ve bunlar birbirlerine eritilmiş kurşunlarla bağlanmıştır.

Büyükçekmece Köprüsü’nün mimari yönden en ilginç noktalarından birisi de taş konsollar üzerine oturtulan kitabeli balkon-köşkleridir. Bu balkonlar Osmanlı köprülerinde dinlenme veya sohbet yeri olarak yapılmışlardır. Köprünün dördüncü bölümünde karşılıklı iki kitabe bulunmaktadır. Devrin ünlü hattatlarından Derviş Mehmet’in eseri olan bu kitabenin dört beyitlik manzum metnini Şair Hüdai yazmıştır. Bu kitabelerden birisinde;

“Hazret-i Sultan Süleyman kim ana
Şâhirâh ola Sırat-ı müstakim
Başladı bu hayrı olmadın temam
Kıldı azm-ı sâ-yı cennet-ün naim
Geldi anı zıll-i Hak Sultan Selim
Etti tekmil oldu bir cisr-i azim
Dedi tarihin Hüdâyi ol zaman
Yaptı âb üzre bu cisri şeh selâm
Ketebehu Derviş Muhammed”. Yazılıdır.

Bu kitabenin sağındaki köfeki taşından babanın üzerindeki 0.33x0.47 m. ölçüsündeki mermer bir levhaya Kelime-i Şahadet, solundaki babada da Mimar Sinan’ın “Abdullah oğlu Yusuf” olarak Mimar Sinan’ın imzası bulunuyordu.

Bu kitabede bulunan Mimar Sinan’ın imzası 1961-1962 yıllarında yerinden sökülmüş ve nerede olduğu da bilinmemektedir. Köprü l970 yılında onarılırken bu imzanın bir benzeri yazılarak yerine konulmuştur. Ayrıca köprünün diğer taraftaki tarih köşkünde de 2.36x0.83 m. ölçüsünde Hattat Derviş Mehmet’in nesih yazılı, Sultan II.Selim zamanında tamamlandığını belirten bir diğer Arapça kitabe daha bulunmaktadır.

Bu Arapça kitabenin mealen anlamı:

“Tanrı onu ve bizzat çalışanlara mağfiret etsin. Bu güzel köprünün ve değerli geçidin temelini Allah-ı Teâlanın rızası için Selim Hanın oğlu Sultan oğlu Sultan, Sultan Süleyman attı (Yarabbi onu sırat ve mizanın tehlikesinden koru). Bunu müteakip merhum mağfur deni dünyadan canibi rahmet ve cennete intikal etti. Sonra en büyük Sultan, Ulu Hâkan Arab ve Acem’in meliklerinin efendisi, dünyada ve âhirette Allah’ın gölgesi ve Sultan Osman’ın oğlu Sultan Orhan’ın oğlu Sultan Murad’ın oğlu Sultan Bayezid’in oğlu Sultan Selim’in oğlu Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan oğlu Sultan Selim onun tahtı saltanatına câlis oldu ve 975 senesinde o köprüyü tamamladı. Zamanın sonuna kadar devletini ebedi kılsın ve saltanatını idame etsin. Tanrı Kur’anın hürmetine ikisinin hayratlarını kabul etsin.”

İstanbul-Edirne karayolu üzerinde yeni bir köprünün yapılmış olmasından ötürü bugün Büyükçekmece Köprüsü kullanılmamakta ve korunması gereken tarihi bir eser ve ilçenin simgesi olarak iyi bir durumda bulunmaktadır.


Silivri Köprüsü (Silivri)

İstanbul Silivri ilçesinde Silivri Çayı üzerinde bulunan bu köprü eski İstanbul-Edirne yolunun önemli bir geçit noktasında bulunmaktadır. Köprünün kitabesi bulunmamakla berber ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını açıklık kazanamamıştır. Bununla beraber Mimar Sinan’ın yapmış olduğu yapıların listesini veren Tuhfet’ül Mimarin’de Mimar Sinan eserleri arasında ismi geçmektedir. Ayrıca mimari yapısı da XVI.yüzyılda yapıldığını göstermektedir.

Silivri Köprüsü 348.00 m. uzunluğunda 32 gözden meydana gelmiştir. Alçak bir vadide oldukça uzun oluşundan ötürü de köprü gözleri mimar Sinan’ın diğer eserlerinde olduğu gibi sivri kemerli olmayıp hafifçe basık kemerlidir.Yapımında köfeki ve kalker cinsi taş kullanılmış, tampon duvarları büyük bloklarla örülmüştür. Köprünün selyaranları memba ve mansapta üçgen şeklindedir. Bunlar sivri olarak başlayıp kısa bir yükselmeden sonra köprünün tempan duvarları ile birleşerek kaynaşmaktadır. Bunun da nedeni köprünün fazla su tazyiki ile karşılaşmamasıdır. Köprünün her iki yanındaki korkuluklar birbirlerine demir bağlantılarla, kamalarla kuvvetlendirilmiştir. Köprünün her iki yanında ikişer tane baba taşı bulunmaktadır. Bu taşlar birbirinin eşi olup son derece sanatkârane işlenmişlerdir.

Köprü Dalgıç Ahmet’in Başmimarlığı sırasında h.l114 (1605) yılında yeni baştan onarılmıştır.


Silivri Girişi Köprüsü (Silivri)

İstanbul Silivri ilçesi girişinde bulunan bu köprünün ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Mimar Sinan köprüleri ile yakınlığı olduğu göz önüne alınırsa XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Bununla beraber değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Kemerleri de özelliğini bütünüyle yitirmiştir.

Köprü köfeki ve kalker taşından iki göz olarak yapılmıştır. Baba taşları Silivri Köprüsü ile işçilik yönünden büyük benzerlik göstermektedir.


Harami Dere Kapıağası Köprüsü (Büyükçekmece)

İstanbul Büyükçekmece, Yakuplu’da bugün çevre yolları arasında kalmış olan Kapıağası Köprüsü eski İstanbul-Edirne kervan yolunun üzerinden geçtiği bir köprü idi. Sancak Tepelerin doğusunda Harami Derenin üzerinde yapılan köprü Mimar Sinan’ın eseri olup yapım tarihi kitabesi olmadığından belli değildir. Bununla beraber yapı üslubu ve Mimar Sinan tarafından yapılmış oluşundan ötürü XVI.yüzyıl köprülerindendir.

Köprü 69.00 m. uzunluğunda olup 6.20 m. eninde, sivri kemerli üç gözden meydana gelmiştir. Orta göz 8.79 m yüksekliğinde, iki yanındaki gözler de 7.37 m. yüksekliğindedir. Korkuluk duvarları da 65 cm. yüksekliğindedir. Bu küçük gözlerin yanında daha küçük ve su tahliye gözü denilen tahliye gözlerine yer verilmiştir.

Köfeki taşından muntazam sıralar halinde köprü duvarları işlenmiştir. Köprünün giriş ve çıkışında dört köşe yuvarlak başlıklı ikişer baba taşı bulunmaktadır.


Çobançeşme Köprüsü (Bahçelievler)

İstanbul, Silivri-Topkapı yolunda Halkalı Deresi üzerinde bulunan Çobançeşme Köprüsü Bizans döneminde, IV.yüzyılda yapılmış, Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır. Bugün Sefaköy yonca yaprağı içerisinde kalmıştır.

Köprü 37.67 m. uzunluğunda, 5.00 genişliğinde, 6 gözlü olarak yapılmıştır. Bu gözlerin en büyük kemer açıklığı 4.35 m.dir. Köprü gözlerinin oluşturan kemerler yuvarlaktır ve tek sıra halinde kesme taştan yapılmıştır. Kemerlerin kilit taşları üzerinde bazı rölyefler bulunmaktadır. Bunlar Bizans ve daha sonraki dönemlerde tılsım niteliğinde yapılmışlardır. Köprünün gözleri yanlara doğru alçalmakta ve daralmaktadır. Kemerlerin üzerine kabartma kornişler yerleştirilmiş, bunların üzerine de iri kesme taştan korkuluklar oturtulmuştur.

Köprü zaman zaman onarılmış ve bu onarımlar köprünün orijinalliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Son olarak da 1972 yılında Karayolları tarafından onarılmıştır.


Kemerli Köprü (Beşiktaş)

İstanbul Beşiktaş ilçesinde Dolmabahçe Sarayı’nı Yıldız Sarayı bahçesine bağlayan köprünün altından günümüzde Dolmabahçe-Beşiktaş yolu geçmektedir.

XIX.yüzyılda Sultan Abdülaziz tarafından Balyan ailesinden Sergis Balyan’a yaptırılmıştır. Dolmabahçe ve Yıldız Saraylarını birbirine bağlamak amacıyla yapılan köprü köfeki taşındın yuvarlak kemerlidir. Muntazam taş işçiliği olup köprü kemerinin kenarlarında kabartma kornişler ve bir de kilit taşı bulunmaktadır.

Günümüzde iyi bir durumda korunmuştur.


Odabaşı Köprüsü (Büyükçekmece)

İstanbul Halkalı-Hadımköy yolu üzerinde bulunan bu köprü XVI.yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.

Büyük kesme taşlardan yapılan köprü 39.00 m. uzunluğunda, 5.35 m. genişliğindedir. Üç yuvarlak gözden meydana gelen köprünün ortadaki gözü 4.75 m. genişliğinde olup, diğerlerinden daha büyüktür. İki yandaki gözler daha küçüktür. Ayaklardaki selyaranlar memba tarafında üçgen, mansap tarafında yuvarlak olarak yapılmıştır. Köprü yanlara doğru eğimli olarak yol seviyesine inmektedir. Bu gözler tempan duvarları ile aynı düzeydedir. Yalnızca büyük kemerin kilit taşı dışarıya çıkıntılıdır ve üzerinde de haça benzer bir rölyef yerleştirilmiştir. Büyük kemer üzerindeki korkuluk taşları yıkılmıştır.


Küçükçekmece Köprüsü (Küçükçekmece)

İstanbul Kücükçekmece ilçesinde Küçükçekmece Gölü’nün zamanla dolan kenarında, yol ile kaynaşmış durumdadır.

Küçükçekmece Köprüsü’nün yapımına XVI.yüzyılın ikinci yarısında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlanmış, Sultan II.Selim zamanında da tamamlanmıştır. Kitabesi bulunmadığından kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Büyük olasılıkla Büyükçekmece Köprüsü ile birlikte yapılmıştır. Mimarı Acem Alisi’dir. Ancak bugünkü köprü 1950 yılında eski köprünün üzerine yeniden yapılmış, eski köprüden yalnızca bir kemeri kalmış ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

Köprünün tek gözü olup, günümüze gelen kemerinin açıklığı 12.00 m, yüksekliği de 5.00 m.dir.


Bostancı Köprüsü (Kadıköy)

İstanbul, Kadıköy ilçesi Bostancı Mevkiinde bulunan Bostancı Köprüsü, Bostancı Deresi üzerinde 1523-1524 tarihinde yapılmıştır. Osmanlı döneminde şehrin en uç, çıkış noktasında bulunan bu köprünün bulunduğu yerdeki Bostancı Derbendi aynı zamanda şehre giriş ve çıkışları kontrol ederdi. Bu Derbentten ötürü de köprüye “Cisr-i Derbend” ismi verilmişti.

Köprü 1709’da bir su taşkını ve fırtınadan ötürü yıkılmış, ardından Bostancı Ali Ağa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Kaynaklardan öğrenildiğine göre ilk köprünün ortasında bir kitabe köşkü bulunuyordu. Ancak bu köşkün nasıl olduğu konusunda bir bilgi bulunmamaktadır. Köprünün kitabesi de kaybolmuştur.

Köprü kesme taştan yapılmış, orta bölümü diğerlerinden daha yüksek tutulmuştur. Köprünün uzunluğu 37.50 m. genişliği 6.00 m. olup, korkuluklarının yüksekliği 0.50 m.dir. Ortadaki göz 6.40 m genişliğinde ve sivri kemerlidir. Bunun iki yanında da 4.00 m. genişliğinde birer küçük sivri kemerli göz daha bulunmaktadır. Ortadaki gözün her iki yanında, büyük ölçüde selyaranlar bulunmaktadır. Ayrıca eski köşkün olduğu yere 1.30x0.35 m. ölçüsünde bir niş yerleştirilmiştir. Bu nişin olduğu yerde eski köşkün bulunduğu sanılmaktadır. Köprünün her iki başında ikişerden kavuk şeklinde başlıkları olan dört baba taşı bulunmaktadır. Ancak bunlardan yalnızca ikisi günümüze gelebilmiştir.

Köprü 1987 yılında onarılmış, bu arada çevredeki dükkanlara yer kazandırmak amacıyla köprünün her iki yan gözü doldurulmuş ve zemin yükseltilmiştir. Böylece köprü orijinal durumundan büyük ölçüde uzaklaşmıştır.


Galata Köprüsü (Eminönü-Beşiktaş)

İstanbul’da Unkapanı ile Azapkapı arasında 1836’da yapılan Hayratiye köprüsünden sonra Karaköy ile Eminönü arasında 1845’de ahşap malzeme ile dubalar üzerinde bir köprü daha yapılmıştır. Cisr-i Cedid isimli bu köprünün uzunluğunun yaklaşık 500 m. olduğu sanılmaktadır.

Köprü 1853 yılında yenilenmiştir. Kaptan-ı Derya Ateş Mehmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün malzemesi yine ahşaptı ve köprüyü 96 duba taşıyordu. Bu dubalar çıpa ve zincirlerle birbirine bağlanmış ve demirlenmişti. Köprünün uzunluğu 504 m. genişliği de 14.00 m. idi. Deniz seviyesinden 5.00 m. yüksekliğinde küçük tonajlı gemilerin geçebilmesi için de altında gözler bulunuyordu. Bu köprünün maketi 20 Şubat 1863’de Paris’te açılan Sergi-i Umumi-i Osmani’de sergilenmiştir.

1860’lı yıllarda bu yeni köprünün de yenilenmesi gündeme gelmiş, bu kez tersane olanakları dışında ahşaptan olmayan demir bir köprü gündeme gelmiştir. Bunun için yabancı şirketler devreye girmiş, 24 Eylül 1869’da “Forges et Chantiers de la Mediteranee” isimli Fransız şirketi ile anlaşma imzalanmıştır. Bu sırada İngiliz “Georges Wells” şirketi de aynı yerde köprü yapmak üzere teklif getirmiştir.

Bu arada köprünün birkaç kez yer değiştirmesi söz konusu olmuş, bu arada Azapkapı’ya kaydırılması da düşünülmüştür.

XIX.yüzyıl sonunda tramvayların kent ulaşımında etkinlik kazanması ile eski köprünün yıprandığı ve bu ağırlığı kaldıramayacağı düşünülmüş, bu arada yabancı şirketler de teklifler getirmiştir. Alman “Man Şirketi” ile l907’de anlaşma yapılmışsa da II.Meşrutiyetin ilanı ile bu mukavele geçersiz kalmıştır. Bunun ardından aynı firma ile 14 Ekim l909’da ikinci bir mukavele yapılarak işe başlanmıştır. Tramvay hattıyla birlikte 237.000 altın liraya çıkan köprünün yerine yerleştirilmesi ile eski köprünün sökülmesi işlemi birlikte yürütülmüştür.

Çağın ileri bir teknolojisi ile yapılan köprünün 27 Nisan 1912’de açılışı yapılmıştır.
Köprü 466.6 m. uzunluğunda ve 25 m. genişliğinde olup derinliği ortalama 3.00 m.dir. Köprüyü 28 duba taşımaktadır. Köprünün altındaki bekleme salonları ve dükkanlarının cepheleri, iç bölümleri değiştirilmiştir. Ayrıca köprü dubaları arasındaki açıklığın dar oluşunun Haliç’in kirlenmesine neden olduğu da ileri sürülmüştür. Bu nedenle 1980’li yıllarda köprünün yerine kazıklar üzerine oturan yeni bir köprü yapılması gündeme gelmiştir. Yapımını “STFA-THYSSEN” Konsorsiyumu’nun üstlendiği ve Karayollarının denetiminde sürdürülen çalışmalar devam ederken de eski köprü 16 Mayıs 1992’de yanmıştır. Böylece yapım çalışmaları 47.000.000 dolara keşif bedeli, daha sonra 59.000.000 dolara yükselmiştir. Bundan sonra 12 Haziran l992’de köprü ulaşıma açılmıştır. Köprü 80 m. boyunda 2.00 m. çapında 114 kazık üzerine oturtulmuş ve 80.m.lik genişliği ile de dünyanın en geniş ikinci köprülerinden biri olmuştur.


Unkapanı Köprüsü (Atatürk Köprüsü) (Fatih)

XIX. yüzyılın sonlarında Haliç’te bulunan köprülerin değiştirilmesi gündeme gelmiş ve Osmanlı tersanelerinin olanakları el vermeyince burada demir bir köprü yapılması düşüncesi ön plana çıkmıştır. Bu konuda yabancı şirketler konuya yaklaşmışlardır. “Forges and Chantiers de la Mediterranee” isimli bir Fransız şirketi Galata’ya; “Wells and Taylor” isimli bir İngiliz Şirketi’de Unkapanı’na demir konstrüksiyonlu köprüler yapması için anlaşılmıştır. Ancak bilinmeyen bir nedenle bu düşünce değiştirilmiş ve Fransızlara yaptırılacak köprünün Mahmudiye Köprüsü yerine konulması uygun görülmüştür. Sökülen Mahmudiye Köprüsünün yerine yapılan Unkapanı Köprüsü’nün Eylül l872’de açılışı yapılmıştır. Mahmudiye Köprüsü’nün sökülen parçaları da mezatta satılmıştır. Böylece İstanbul’da ilk demir köprü Unkapanı ile Azapkapı arasında açılmıştır.

Bu köprü 504 m. boyunda, ortasında iki parçadan oluşan 30 m. açıklığı olan bir de kapısı vardı. Bu kapının iki yanında gemi ve kayıkların geçmesi için 12 m. genişliğinde bir açıklığı bulunuyordu. Köprüyü 24 demir duba taşıyordu. Bu köprü 11 Şubat 1936 yılına kadar hizmet vermiştir. O tarihte çıkan bir fırtınaya dayanamayarak parçalanmış ve batmıştır.

Bunun üzerine yeni bir köprünün yapımı için çalışmalara başlanmıştır.Yeni köprünün projesini Fransa Yollar ve Köprüler Müfettişi M. Pigeaud hazırlamış ve 1.585.665 liraya ihale edilmiştir. Vali Muhittin Üstündağ zamanında köprünün yapımına başlanmış, 29 Ağustos 1936’da temeli atılmıştır. Temel atma merasiminde eski Türk altınları ile yeni Türk paraları serpilmiştir. Köprü Cumhuriyetin kuruluşunun 16. yıldönümünde 29 Ekim 1939 ‘da zamanın İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfü Kırdar tarafından törenle açılmıştır.

TBMM’nin daha önceden almış olduğu karar ile köprünün isminin “Gazi Mustafa Kemal Paşa Köprüsü” olması kararlaştırılmıştır. Günümüzde Atatürk Köprüsü ismi ile tanına köprü, çelik konstrüksiyonlu olup, 24 adet çelik duba ile taşınmaktadır. Bu dubaların her biri 600 ton yük taşıyabilecek kapasitededir. Uzunluğu da 453 m, genişliği 25 m.dir. Gemilerin giriş ve çıkış gözleri 17.75 m.dir. Köprü 1939 fiyatlarına göre 2.300.000 liraya mal olmuştur.

Köprü zaman zaman onarılmış, l950’li yıllarda ahşap parkeli yolu asfaltlanmıştır.


Boğaziçi Köprüsü

İstanbul Boğazında, Asya ile Avrupa’yı birleştiren Boğaziçi Köprüsü, Beylerbeyi ile Ortaköy arasındadır.

Boğaziçi Köprüsü’nün yapımı için Freeman,Fox and Partners isimli İngiliz firması ile 1968 yılında anlaşma yapıldı. Yapımı gerçekleştirecek firmayı seçmek için açılan ihaleyi “Hochtief AG” isimli Alman firması ile “Cleveland Bridge and Engineering Company” isimli İngiliz firmalarının oluşturduğu konsorsiyum kazanmıştır.

Boğaziçi Köprüsü, Boğazın iki yakasında birer taşıma kuleleri ve bunların arasında gerilmiş iki ana kabloya askı kabloları ile asılmış olarak tabliye (araçların geçtiği köprü zemini) yerleştirilmiştir. Kulelerin kutu kesitli iki düşey ayağı vardır ve bunlar üç noktada kutu kesitli üç yatay kiriş ile birbirlerine bağlanmıştır. Oldukça yumuşak, yüksek dirençli çelikten yapılmış olan köprü kuleleri 165 m. yüksekliğindedir. Köprünün orta noktası ile deniz arası 64 m. yüksekliğindedir. Kulelerin içerisinde yolcu ve servis asansörleri bulunmaktadır. Köprünün iki yanında 2.70 m. eninde konsollar bulunmaktadır. Köprü üçü gidiş, üçü de geliş olmak üzere altı şeritlidir. Köprünün uzunluğu 1.560 m, iki kule arası da 1.074 m.dir.

Köprünün yapımına 1970’te başlanmış, Cumhuriyetin 50.yılında 29 Ekim 1973’de açılmıştır. Köprünün maliyeti 21.774.283.49 $ dır.


Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

İstanbul Boğazı’nda Asya ile Avrupa’yı birleştiren ikinci köprü olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Kavacık ile Rumelihisarı, Hisarüstü arasındadır.

Köprünün yapımına l985 yılında başlanmış, 1 Temmuz 1988’de açılmıştır. Köprünün projesini “İngiliz Freeman Fox and Partners” firması hazırlamıştır. Yapımını da Ishikawajima Harima Heavy Industries Co.Ltd” , “MitsubishiHeavy Industries Ltd” ve “Nippon Kokan K.K “ isimli Japon şirketleri ortaklaşa yapmıştır. Köprünün maliyeti 125.000.000 $ dır.

Köprü her iki kıyı arasında birer taşıma kuleleri ile bunların arasına gerilmiş iki ana kabloya askı kabloları ile asılmış tabliyeden (araçların geçtiği zemin) meydana gelmiştir.Taşıyıcı kuleler zeminde 4.00x4.00, en üst noktada 3.00x4.00 ölçülerinde kutu kesitli iki düşey ayaktan meydana gelmiştir. Bunlar iki düşey ayakla birbirlerine bağlanmışlardır. Kuleler dirençleri yüksek olan berkitmeli çelik panellerin bulonları ile birbirleri ile birleştirilmiştir. Kuleler içerisine servis asansörleri konulmuştur. Kuleler 102.10 m. yüksekliğindedir. Tabliyeler 39.40 m. genişliğinde 62 kutu kesitlidir. Tabliyelerin taşıyıcı kabloları diğer köprüde olduğu gibi eğik değil, dikey düzenlenmiştir. Tabliyelerin üzerinde dördü gidiş, dördü de geliş olmak üzere sekiz yol bulunmaktadır. Ayrıca yandaki konsollar üzerinde de yaya yolları yapılmıştır.

Köprü 1.510 m. uzunluğunda, iki kule arası da 1.090 m.dir. Taşıyıcı teller yüksek dirençli galvanizli çelik tellerdir. Taşıyıcı ana kabloların çapları 77 cm, kenar açıklıkları da 80 cm.dir.

 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=